• Son El Sallayışımız…

    İNSAN, BİLGİ ve TEKNOLOJİ treni bizi bekliyor… Ünlü bilim insanı İbn-î Sina’nın deyimiyle “Evrenin sultanı İNSAN’dır”.  Olup biten her şey etrafımızda dönüyor. Ama değişikliklere, yeni renklere o kadar kapalıyız ki, su yerine zemzem ikram edilse sanırız ki susuzluktan öleceğiz.
  • Ölmesin Geleceğimiz...

    Ülke olarak dijital dönüşüm yolculuğumuzun temel amacı, ülkemizin yapacağı yerli ürün odaklı yatırımlarla  dijital bağımsızlığını kazanmasıdır. Bu amacın hayat bulması için yegane “GERÇEK” bu alanda yerli ve milli ürünlerin geliştirilmesi ve tüm ülke sathında kullanılmasıdır.
  • Özgürleşmek

    Düşüncelerinde ve hayallerinde özgür olmayan toplumlar, kendisine empoze edilen düşünceleri, kendi düşüncesiymiş gibi algılar ve hayatın kontrolünün kendi elinde olduğunu düşünürler. Oysa ki; etrafına örülmüş ve sıkı sıkıya çevrelenmiş bir ağ içerisinde yaşadığının ve kontrolünün başkalarının elinde olduğundan bi haberdirler. Şunun iyi bilinmesi gerekir ki “Güç, Sen ve Senin Hayallerin’dir.”
  • Biz Yedik, Ölmedik

    Bizler, ulus olarak hakim olduğu coğrafyaya medeniyet getiren, tarih boyunca hür ve egemen yaşamış bir milletin torunlarıyız. Fakat bugün, teknolojik olarak dışa bağımlılığı, medeniyet olarak batı kültürünü taklit etmeyi başarı zannederek ...
  • Zihin Yoğunluklu Çalışanların Sinsi Tehdidi

    Karar vericiler… Çok önemli ve kritik kişilerdir. Hadi gelin birlikte karar vericilerin iş temposunu gözden geçirelim. Görevleri gereği günleri, masalarında, akıllı cihazların başında çalışırken bir yandan da asistanları tarafından ayarlanan görüşmeler ve  toplantılar ile yoğun tempoda ...
  • Dijital Dünyanın Sesini Duyabilenler

    Dijital dönüşümün yerli ve milli hammaddesi kendi insanımız olmalıdır. X+Y*Z= ? dijital dönüşüm formülünde çarpan etkisi Z kuşağı tarafından olacaktır.  
  • loading

    Veri Merkezinden Bilgi Fabrikasına

    Eskiden ne rüyalarda ne kabuslarda olurdum ben. Birkaç gün sesim çıkmasa kimse arayıp sormaz, sessiz rüyalara dalardım. Bana bir isim de vermişlerdi
  • AFAD'ın Bilişim Projeleri, Kamuda Dijital Dönüşüm Konferansında

       
  • Sihirli Fısıltılar

    Sadece BT alanında değil, hayatın her alanında bir işi iyi yapmak, o işin tanınırlığının ve kabul edilebilirliğinin ispatı değildir. Karşı tarafı ikna süreci ....
  • Kurumsal Körlük

    Artık siyah eski siyah, beyaz da eski beyaz değil, teknoloji ve ihtiyaçlar baş döndürücü bir şekilde değişiyor. Yeni nesil teknolojilerin hayatımıza girdiği andan itibaren ezber bozulur ...
  • 2023 Vizyonunda Rönesans Devri

    Ülkemizin 2023 stratejik vizyonundaki sosyal ve ekonomik hedeflere ulaşmasında ve konforlu hizmetin ülkemizde yaşayan her bireye eşit bir şekilde sunulmasının en önemli unsurlarından bir tanesi ...
  • Değişimin Anahtarı

    Globalleşmenin ağırlığını her geçen gün biraz daha hissettirdiği günümüzde, kurum ve kuruluşların bilgiye ve teknolojiye ...
1
/
3
/

yeni nesilYeni Nesil Yönetici

Yeni nesil konseptin sadece teknolojik ürünlerde değil, insan kaynağında da kurgulanması gerekiyor. Vizyon sahibi, yeniliğe açık,  yeni nesil anlayışını benimsemiş, sektör ve saha birikimine sahip yöneticiler, bu konsepti kurumlarına da yansıtarak fark oluşturduklarını görüyoruz.

helikopter yöneticiliği

Helikopter Yöneticiliği

‘Helikopter tipi’ yöneticilik anlayışı olayları tepeden izler ve takip eder. Varsa bir sorun sahaya iner gereğini yapar ve yeniden yükselerek süreci kontrol altında tutar. Bu yöneticilik modeliyle yönetilen  kurumlar global pazardaki yarışta daima önde olacaklardır.

matriksYapi

Matriks Yönetim Yapısı

Günümüzde birimlerin birbirileriyle olan iletişimi, aynı anda farklı yöneticilerle çalışma, karar verme, koordinasyon ve kontrol proje başarısını doğrudan etkilemektedir.  Bütünleşik süreçlerin yer aldığı Matriks Yönetim Yapısı modeli süreçlere işlerlik kazandıracaktır.

Taş, yüzük olmak istiyorsa yontulmayı ezilmeyi göze alacak ki parlak, şahane,  paha biçilmez güzel bir şey olsun. Ve o taş, kendi insanımızın, kendi ürünlerimizin ve kendi değerlerimizin eseri olacak olan Milli Teknoloji Hamlesidir.

İrfan KESKİN,

Ülkenin her sathında bahanelere sığınmadan açık kaynak ve yerli ürün bilişim sistemlerini kullanmalıyız.Varsın sistemler 1 saat, 1 gün çalışmasın ne çıkar. Ülkemize dolar üzerinden yapılan bu saldırılara karşı bilişim yöneticilerimizin yapacağı çok şey var. Mesele memleket meselsidir.

İrfan KESKİN,

Mutfağa, giyime, tasarımlara, köye olan özleme baktığımızda hayatımızın hemen hemen her alanında eskiye bir dönüş görüyoruz. Artık bilişim altyapılarımızda  da fiziksel kaynakların etkin kullanılması ve daha basit sistemler için eskiye dönüşü değerlendirmeliyiz.

İrfan KESKİN,

Ülkemin gelişimi; adaleti düstur edinmiş, vicdan sahibi, ufku geniş ve elini taşın altına koyabilen yürekli insanların çokluğuyla doğru orantılıdır.

İrfan KESKİN,

Tebessüm, vergisi, KDV’si olmayan ve en çok gelir getiren bir iştir.

İrfan KESKİN,

Bir bilgi teknolojileri (BT) yöneticisinin kurumuna bırakacağı 2 büyük miras vardır. Biri kurum hedefleri ile örtüşen iyi bir “sistem altyapısı”, diğeri ise yetişmiş “insan kaynağı” dır.

İrfan KESKİN,

Sabır ve hoşgörü insanı tekamüle götürecek en büyük sermayedir.

İrfan KESKİN,

İki türlü hikaye yazarı vardır. Kalemiyle yazanlar “Yazar”, yüreğiyle yazanlar “Kahraman” olur.

İrfan KESKİN,

Global pazarda rekabet etmek istiyorsak, rakiplerimizle ya aynı yada daha ileri teknolojileri kullanmalıyız. Geri kalmış teknolojilerle rekabet, para ve zaman kaybından  öteye gitmeyecektir.

İrfan KESKİN,

Büyük başarılar, zamanı kandırırcasına  “saniyeler içerisine saatleri sığdırmaktan” geçer.

İrfan KESKİN,

Zamanı yönetmek yerine kendimizi ve işlerimizi yönetmeliyiz. Zira akrep ve yelkovan kendi kendini çok iyi yönetiyor.

İrfan KESKİN,

Yazılarım

Saha ve sektör tecrübelerimi fırsat buldukça buradan paylaşmaya çalışacağım. Faydalı olması dileğiyle.
Genel

Kim Bilir…

12 Eylül 2019
Kim Bilir… Çanakkale, Ankara, Mersin, Balıkesir illerimizin PARDUS geçişinde yaşadığımız güzelliklerden sonra nasıl olacak, nasıl karşılayacaklar diye Doğu Anadolu illerimizi geçiş için bilgilendirme için revan olduk yola… PARDUS ile ilgili geldiğimiz son noktayı bilgilendirmek ve yaygınlaştırmak için Bitlis il müdürlüğümüz ev sahipliğinde Bitlis, Muş, Siirt ve Batman illerimiz ile bir araya geldik.   Bilgi işlem ve Yönetim Hizmetleri şube müdürlerimiz, bilgi işlem sorumlusu arkadaşlarımız ile yaptığımız toplantıda PARDUS’un ülkemiz ve geleceğimiz için öneminden ve  2-3 yıldır yaptığımız çalışmalardan bahsettik. Kış gelmeden özellikle Doğu Anadolu illerimizde PARDUS kurulumlarını bitirmek istediğimizi dile getirip toplantıyı bitirmek üzereydim. Derken birkaç arkadaşımız söz istedi.  Başkanım, bizim kültürümüzde misafir baş tacımızdır. Siz hem misafirimiz hemde daire başkanımızsınız. Madem ki sizler buraya kadar geldiniz bize değer verdiniz, bize öncelik verdiniz misafirliğinizin gereği PARDUS’u kurmadan sizi göndermeyeceğiz. Siz bilgilendirme için geldiniz biz PARDUS’u kurup sizi öyle göndermek isteriz diye dile getirdiler. Sonra diğer dört ilimizde bir ağızdan bugünden tezi yok PARDUS’a geçeceğiz. Milli teknoloji hamlemize bir tuğla da biz koyacağız. Bunun haricinde bizi görevlendirin seferberlik başlatıp diğer illerimizde de kurulumları bitirelim, onlara destek olalım, sizi boş göndermeyeceğiz dediler.  Ne kadar sizlere eğitim verelim, arkadaşlarımız gelsin sizlere destek olsun desemde dinletemedim.  Anamızdan babamızdan böyle gördük, misafir baş tacımızdır. Bu bize miras kalmıştır. Biz PARDUS’u kurmadan sizi göndermeyeceğiz dediler.  Öyle mutlu oldum ki, bu anlatılmaz sadece yaşanabilir bir andı. Mutluluk anda gizliydi. 3 senedir çektiğimiz sıkıntıların, yorgunlukların ohhh diyerek her hücremi  terk edişine şahit oluyordum. Ertesi gün sabah Ankara’ya dönecektim. Ne oldu dersiniz… Dediklerini yaptılar… Akşam 21:00 telefonum çaldı, Bitlis ilini PARDUS’a geçirdiklerini söyleyince şaşa kaldım. Nasıl yaniii … demekten kendimi alamadım. Yarında Muş ilinin kurulumunu,  sonrada Siirt ve Batman illerini kuracağız dediler. Misafirliğin baş tacı edilişinin, inanmışlığın, adanmışlığın, hayat bulmuş haliydi, dün bugün duydukları bir sisteme geçiş yapmaları. Personellerimizin bize inanmaları, bizim üst yönetimimize  inanmamız, netice itibariyle hepimizin  Milli Teknoloji Hamlemizde buluşmamızın resmiydi. Ve de PARDUS’un tüm ülkeye bende buradayım, sizin parçanızım sizinle beraberim demesinin başka bir yoluydu arkadaşlarımızın misafirperverliği… Kim bilir o gün Sultan Alparslan, “Size öyle bir vatan aldım ki ebediyyen sizin olacaktır.” diyerek Anadolunun kapısını açtığı yerde bugünde PARDUS’un ülkeye yaygınlamasının kapısını aralıyorlardı kadirşinas misafirperver güzel yürekli arkadaşlarımız. Kim bilir… belki  gür bir çığlık olmanın arifesindeyim diyordu PARDUS, Kim bilir… sen de değiş, ben de AFAD’ta büyük değişim geçirdim diyordu PARDUS, Kim bilir… cesaretini topla korkma benden haykır beni diyordu PARDUS Kim bilir… Kim bilir…

Son El Sallayışımız…

11 Temmuz 2019
İNSAN, BİLGİ ve TEKNOLOJİ treni bizi bekliyor… Ünlü bilim insanı İbn-î Sina’nın deyimiyle “Evrenin sultanı İNSAN’dır”.  Olup biten her şey etrafımızda dönüyor. Ama değişikliklere, yeni renklere o kadar kapalıyız ki, su yerine zemzem ikram edilse sanırız ki susuzluktan öleceğiz. Gücün göstergesi haline gelen ve dünyada finansal makas değişimine sebep olan yegâne unsur BİLGİ olmuştur.  BİLGİ’nin anlamlandırılmasını sağlayan ve İNSAN’ın BİLGİ’ye erişimini kolaylaştıran 3üncü önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor TEKNOLOJİ. İNSAN, yön verendir, bilgi ve teknoloji ise yöne göre şekil ve pozisyon değiştiren bileşenlerdir, İNSAN’ın kanatlarıdır. AFAD olarak, teknolojinin INSAN’ı kullandığı kapalı sistemler yerine, İNSAN’ın teknolojiyi kullandığı açık kaynak sistemlere yöneldik. Bir başka ifade ile, teknolojinin İNSAN ihtiyaçlarını belirlemesini değil, İNSAN ihtiyaçlarının teknolojiyi belirlemesini prensip edindik.  Ancak BİLGİ elimizden kayıp gidiyor, TEKNOLOJİ sektörümüzde ve bunlarla ulaşacağımız geleceğimizde… “Bilgi ve İletişim Güvenliği Tedbirleri Genelgesi” belki de SON TREN’imiz  olacak.  Eğer bu treni kaçırırsak; Son bakışımız … Son uğurlayan su döküşümüz… Son el sallayışımız olacak.

Ölmesin Geleceğimiz…

4 Temmuz 2019
Ölmesin Geleceğimiz… Ülke olarak dijital dönüşüm yolculuğumuzun temel amacı, ülkemizin yapacağı yerli ürün odaklı yatırımlarla  dijital bağımsızlığını kazanmasıdır. Bu amacın hayat bulması için yegane “GERÇEK” bu alanda yerli ve milli ürünlerin geliştirilmesi ve tüm ülke sathında kullanılmasıdır.  Gel gör ki peşinden koştuğumuz “gerçek”ler değil, şehir “efsane”leridir. Gecesini gündüzünü feda ederek, ülkesi için çaba sarf edip yerli ürünlerin ortaya çıkmasına öncülük eden kişi ve kurumlara karşı maalesef acımasızca eleştiriler yapılmaktadır. Bu ürünlerin çalışmayacağı, desteğinin olmadığı, yerli firmalarımızın böyle işleri beceremeyeceği, yetersiz olduğu, 3-4 kişi ile bu işlerin olmayacağı, Pardus zaten çalışmıyor ki, teknoloji geliştirmek kamunun görevi değil ki, icat çıkarmayın şimdi, zaten çalışanı var,  başkaları yapsın bizde sonra bakarız gibi anlamsız ve akla ziyan şehir efsaneleri uydurulmaktadır. “Gerçek”ler ülkemizin aydınlık geleceği olarak akıllara hitap ederken “Efsane”ler ise duygularımıza hitap eden hoşumuza giden ama gerçeğe ulaşmamızı engelleyen sarıldığımız bahaneler olarak karşımıza çıkıyor.  Gerçeklere sarıldığımız sürece, efsaneler gerçeğe mahkûm olacak ve buna göre şekil alacaktır. Ama yukarıda saydığım şehir efsanelerine sarılırsak ta “gerçek”ler ülkemizin gündeminde yer alamayacak  ve ölmeye mahkûm olacaktır. Muhakkak ki; üretilen veya sunulan yeni bir şeyin toplum tarafından hemen kabul görmesi beklenemez. Fakat, kendi insanımız ve kendi öz kaynaklarımız ile üretilen yerli ve milli ürünlerin uzun vadede ülkemize ekonomik olarak çok büyük getirisi olacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle, bu ürünleri geliştiren firmalara, kullanan kamu kurumlarına ve vatandaşlara herkesin destek olması, hoşgörüsünü esirgememesi gerekmektedir ki, ülke olarak ihtiyaçlarımızı karşılayacak ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlayalım. Sonrasında geliştirdiğimiz bu ürünlerin yurtdışına ihraç edilmesinin altyapısını oluşturalım. Ülkemizin dijital bağımsızlığını kazanabilmesi için önümüzde iki tercih var. GERÇEK’ler ve şehir EFSANE’leri. Bizim tercihimiz elbetteki Gerçek’lerdir. Gerçeklerin müşterisi azdır, zorludur ama yolun sonu ülkemizin dijital dönüşümüne çıkıyorsa bu tercihimizin her şeye değeceğini ve geleceğimizin ölmeyeceğini düşünüyorum. Tıpkı Çanakkale’de, Sakarya’da Erzurum’da Kahramanmaraş’ta Gaziantep’te hiç bir gerçekten kaçmayan ve gelecek olarak bugünleri bize kazandıran kahraman ecdadımız gibi… Ve şimdi sıra bizde diyerek;  Tüm şehir efsanelerine rağmen AFAD ailesi olarak; gerçeklerin peşinden koşmaya devam ediyoruz ki ölmesin GERÇEK’lerimiz, ölmesin ülkemizin geleceği…

Özgürleşmek

9 Mayıs 2019
Özgürleşmek, her şey olmak yada hiçbir şey olmanın arasındaki ince çizgidir belki de. “Seni özgür yapan yada esir alan şey, özünde açığa çıkarılmayı bekleyen hayallerin ve düşüncelerindir.” Hayallerin seni sonsuz denizlere, aşılmaz dağlara ve uçsuz bucaksız ovalara ulaştıracaktır. Hayallerine ve düşüncelerine hükmetmek ve onları yönetmek, imkânsıza açılan ve seni özgürleştiren bir kapıdır.  Seni özgür yapan yada esir alan şey, özünde açığa çıkarılmayı bekleyen hayallerin ve düşüncelerindir. Hayallerin seni sonsuz denizlere, aşılmaz dağlara ve uçsuz bucaksız ovalara ulaştıracaktır. Hayallerine ve düşüncelerine hükmetmek ve onları yönetmek, imkânsıza açılan ve seni özgürleştiren bir kapıdır.  Düşüncelerinde ve hayallerinde özgür olmayan toplumlar, kendisine empoze edilen düşünceleri, kendi düşüncesiymiş gibi algılar ve hayatın kontrolünün kendi elinde olduğunu düşünürler. Oysa ki; etrafına örülmüş ve sıkı sıkıya çevrelenmiş bir ağ içerisinde yaşadığının ve kontrolünün başkalarının elinde olduğundan bi haberdirler. Şunun iyi bilinmesi gerekir ki “Güç, Sen ve Senin Hayallerin’dir.”  Yıllardır bizlere sunulmuş olan teknolojiyi, teknolojimiz gibi kullanarak başkalarının hayallerinin gerçekleşmesinde istemeden de olsa küçük roller aldık. Artık kendi hayallerimizin peşinde koşma, kendi sermayemize sahip çıkma ve çocuklarımıza güzel yarınlar bırakma vakti gelmiştir. Yıllardır hayallerini kurduğumuz ve kurguladığımız “Milli Teknoloji Hamlesi” ile “Güç Benim” deme ve “rol alan” değil “rol dağıtan” bir konuma geçme vaktidir.  Özgür olmak; kendi teknolojini kendi insan kaynağınla, bilgi birikimin ve hayallerinle üretime çevirmendir. Bağımsız olabilmen için, teknoloji piyasasında oyun kuran ve rol dağıtan pozisyona geçmen gerekmektedir. Düşüncelerimizi, hayallerimizi gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz her şey mühendislerimizce geliştirilmiştir. PARDUS, Açık kaynak ürünler, yerli ürünler, disk üniteleri, sanallaştırma gibi hayallerimizin vagonlarına yükleyeceğimiz teknolojiler vardır. Artık, hayata bakış, duruş ve bir vizyona dönüşmek için dilin yüreğe serzenişidir “Milli Teknoloji Hamlesi”. Düşünceden, arayıştan öte yukarıda sunulan teknolojileri nasıl kullanırız, kurumsal bilişim altyapımıza nasıl konumlandırabiliriz diye bir duyguya, bir heyecana dönüştürmemiz sonra da  bu duyguyu davranışa yani uygulamaya geçirmemiz gerekmektedir.  Şanlı tarihimiz; Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan’ı, İbni-Sina’yı, El Cezer-i’yi, Mimar Sinan’ı, Hazerfen Ahmet Çelebi’yi Fatih Sultan Mehmet Hanı, Seyit Onbaşıyı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imkansızlıklar içerisinde ortaya koyduğu ve yüzyıllar boyunca tarihe yön veren buluşlar ile anılmadı mı? Yokluk, sefalet, zorluk adına ne derseniz yaşadıkları sıkıntılar, bugün yaşadıklarımızdan daha mı azdı? Ama onlar yapılması gerekenlerden geri durmadılar. Düşündüler ve hayal ettiler, bu düşüncelerini önce duyguya, heyecana sonra da davranışa yani uygulamaya geçirdiler.  Milli teknoloji hamlesine yönelik, “Düşünce”den, “Duygu”dan ve “Davranış”tan yoksun ne konuşmalarımız, ne söylemlerimiz, ne …cek’li ..cak’lı cümlelerimiz, ne de iyi niyetlerimiz  Milli Teknoloji Hamlemizi gerçekleştirecektir. Tek gerçek var, o da sistemlerimizde yerli ve açık kaynak ürünleri ne kadar “Kullandığımız, Kullandığımız, Kullandığımız”dır. Düşünmek ve hayal etmek, bir işin, bir planın temel basamağıdır. Milli Teknoloji Hamlesini düşünüyorsak, hayal ediyorsak bu hamle var olacak demektir.  Düşünce ve hayal dünyamızın kapısına bir mızrak gibi saplanan paslı kilitli prangadan;   düşünceden hayale, Duygudan heyecana ve Davranıştan harekete geçen stratejik bir yolculuk olan “Milli teknoloji Hamlesi” ile kurtularak ÖZGÜRLEŞMEK adına milli ve yerli değerlerimize sonuna kadar sahip çıkmalıyız.